Ağva''dan .....

2008-07-18 10:47:00

1 haftalık da olsa Ağva'ya gittim..inanılmaz dinlendim..dalların aksisedalarının düştüğü ve güneşin batışında kat kat güzelleşen görünümüyle göksu deresi boyunca deniz bisikletiyle gezerken , oturmuş seyre dalarken etrafı böylesini yaşamamıştı ruhum diye düşündüm..çok huzurlu bir iklim Ağva..Yorgun düşen bedene değen bir anne eli kadar yumuşak ve rahatlatıcı..İçine çekmelik tam hayatı...Göksu deresi boyunca dizili moteller..lakin bildik cinsten değil..Antalya'nın adını bile anmak bu iklimi bozar diye geçer aklından.öyle narin ve naif bir dokunuş ki ruhuna..Bursa'nın tarihi iklimini andırıyor.yaşamı küçültmüşsün sanki..akşamları karadeniz olduğunu hatırlatır gibi hırçın..hırçın kız edası..Kumsal da akşamları bir harika..şarkılı oyunlu gecelerle geçti Ağva kumsalları..tekne turu ile de daha bir dalıyorsun gizemine, güzelliğine Ağva'nın..Samimi küçük kafe ilişkilerinin yanında orda herkez dost gibi..yabancılık çekmiyosun hiçbirine hiçbir yere..Tek merkezi var o da küçücük...Tekne de balık yeme zevkini yaşayabiliyorsun..Teknelerin kıyıya yanaşmaları için yapılan sayısız tahta basamaklı yerler var ve oralara giden sokağa ''aşıklar sokağı'' denmiş..akşamları başka güzel..fısıltılı sesinin yankısını dinliyosun yeşile ( göksu deresi böyle boyalı) bakarak..yeşili de görüyorsun maviyi de.mavinin yeşilinide...yeşilin kıyısındasın elini uzattığında dağa uzanacaksın gibi..daha bir yakın..ama bir başka yeşil de var ki...Göksu deresinin yeşili..sevgilerle Devamı

Hayatı sıfırlamak..

2008-04-15 13:26:00

  ''sil baştan başlamak gerek bazen..hayatı sıfırlamak..'' durağan değil hiçbir şey..zaman bile akıp gitmekte belirsizliğe..geri dönüp bakmalar anlamsızlaşmakta...Anlamsız da zeten...Geçmişe dönük yaşamak hayatı nereye taşır ki.. ara ara sıfırlamak gerek..Sil baştan.. Düne bakmak zamana sarılıp, olduğun yere çakılı kalmak gibi.....dünün kemalizmi bile değişmiş bir çehreye sahip, aşkı da...Sokakları da istanbulun...Manzarası da..Değişiyorsa ve hala değişenlere bakıp kalmayı yeğliyorsak zamanla ilişiğimiz kopmuş demektir...Oysa sil baştan başlamak gerek hayatı...Anı yaşamak..Anla mutlu olmak...Ya da mutlu olduğuna koşmak... Devamı

Gizliliğin ifşası üzerine

2008-02-20 16:43:00

  Dahiyane fikirlerin gizliliğine anlam veremem hiç.....Tek başına bilmenin , bir şeyi savunmanın da bir yorumu yoktur..Tarihte kendince yaşayıp kimseye göstermeden sanat eserleri icra eden kimselerin adı dahi duyulmamıştır...Bir anlamı var mıdır böyle yaşamanın? Sesini duyurabilmak önemli değilmidir?Aslında amaç sesi duyurmak değildir,  kim olduğunu ifşa etmedir ya da ''ben buyum'' diyebilmedir..Bu Deniz gezmiş parkasından tanımak kadar cesaret vericidir bir komünisti.. Çünkü Kemalist sen Kemalistsindir, Sosyal demokratsan sosyal demokratsındır..Gizliliğin ifşasına gerek olmalıdır. Bu bir ideoloji savaşımıdır..İdeolojini kendine saklamanın , ‘’benim bilmem yeterli’’dirli cümlelerin bir manası yoktur..Fikrin olanı yaşarsın ve dolayısıyla fikrine sadık yaşamak için bir çok savaşım da verirsin…Ama önemli olan kısım fikrini ifşa edebilme yürekliliğini gösterebilmedir.. Hem ayrıca bu seni  başka  fikre bağımlılıktan alıkoymaz mı?Farklı isen farklılığını ortaya koyma  meselesidir bu..Senin kendini farklı hissetmenin , fakat kimsenin senin farkındalığına varmayışı da vahim bir durumdur.…O yüzden gizli , köşelerde kalmış hatta köşelere sıkışmış fikirlerin beyan edilmeyişine, ‘’kendilerine saklama’’ durumlarına anlam veremem..Aslında bu bir özgüven meselesidir. Ne zaman özgüveni öğreniriz o vakit alenen yaşamayı  hayata geçirebiliriz..Zaten alenen yaşamak gerekmez mi hayatı? Alenen var olmak gibi..Kime hesabımız olabilir ki hayatta? Devamı

??

2008-01-31 12:31:00

  Puslu bir günün ardından vasat sularda yüzmek niye? Bu, denizin durulmasını beklemek kadar anlamsız fırtınali bir gecede... ''Dam altı'' konuşmaları kadar cesaret Fakat bir o kadar da cesaretsizlik kokuyo.. Devamı

TOPLUMSALLIK VE KİMLİK OLUŞUMU

2008-01-31 12:18:00

Kimlik, topluma dönüK sosyal bir veçhedir. Bir tür planlanmış davranış veya yüklenilmiş rol ve bir tür tutum  söz konusu olduğundan alternatiflerden bir diğeri tercih edilebilir yani herhangi bir sosyal durumda bir başka kimlik sergilenebilir. Gençlik döneminin en önemli psikososyal yanı, kimliğin kazanılmasıdır. Ancak sağlam bir kimlik duygusuna,  ‘’ kim olduğunun ve nereye gittiğinin farkında olması’’ demek olan bir şuurlu tutumla sahip olunabilir. Kimlik, özdeşimlerin sona ediği yerde başlar. Birey, kendisini ana babasının bir kopyası olduğu fikrinden yavaş yavaş ancak bu dönem uzaklaştırabilir. Gelişimsel dönem farklılıklarına paralel olarak ‘’Ben kimim?’’ sorusunu zikretmeye başlamamızla, soruların belki de en başında kendimizi nasıl tanımladığımız yer alır. Sophocles, Oedipus trajedisinde; Kendimden başkası olmak istemiyorum Nasıl doğmuşsam öyle Kim olduğumu bulacağım. Serzenişiyle ‘’kim’’arayışının  bütün ağırlığını yüklenmiş değil midir?..             ‘’Kendi kimliğimi nasıl oluşturabilirim?’’ ya da ‘’Beni (egoyu) nasıl yaratabilirim?’’ gerçeği, ister metafizik anlamıyla ele alınsın, isterse kapitalist kültürün ve hatta modern kültürün göreli olarak daha bir bağımsız ve maddi bireyi için kullanılsın, ana söylem çeşitli veçhelerde benzer özellikler sergiler.             Temel tez; ‘’kimliğin kültürel, toplumsal, dini ve hatta siyasi dünyadan bağımsız olmadığı ‘’ görüşünden hareketle kimliğin gelişimi için toplumsal ortam, çevre önem taşır diyebiliriz. Yani kişinin kendisini nasıl gördüğü diğer insanların onu nasıl gördüğü ile bağlantılıdır. Bilişsel kapasitenin tesirini de göz ardı etmeyerek, insanın kendi küllerinden varlığını inşası, düşünebilme yetisi, kimi duyarlılıklara açık olma du... Devamı